Türküm(!)...
Doğruyum(!)...
Yaralıyım(!)...
anlayabilirmisin bu şarkıyı sahi?
bütün doğumlar felaketle sonuçlandı ruhumda ardınsıra..
Yakardım ellerimi dua etmek yerine, ama...
Şimdi ellerimde kötürüm yetimler var!
Ağızlarında memelerin yerine gözlerim...
rahminde zehir varmış..
yüreğin de felaket kırıntıları.
Anladığımızda sen çoktan...
Nasıl bir tarihten almıştık bu nesli böyle?
sütçü imamlarımız süte su kattıklarından beri tarih ellerimiz de utancımızın turnusol kağıdı.. Şimdi şiirlerime tütün basıyorum kaçak...
ıslak..
dizlerinde ağladığım tüm yaşlı kadınlar unutmuş evlad yetiştirmeyi kahır emzirmekten..
muhtaç olduğum kudret doğunun yedinci oğluyla batıya gitti..
ben eşini kaybetmiş bir göçmen
çıldırmamak için kanatlarımı yaktım
yüreğimde bıraktığın yetimleri büyütürmüyüm bilmem
başka bir baharda görüşürüz
sen omuzlarında öyle kahkahalardan bir genç kız taşırsın yine
ben ülkemi temize çekerim
bir gitsem çekilip dağlar yıkılır üzerine
yine sana küllerini bağışlayan ben olurum..
İnsanlığın yazılır sağ haneme
şeytana borçlu kalırsın
birgün anne olacaksın evlad yerine zi/yan...
Eş yerine k/ahır bulacaksın yastığında
dün yahudilere bile sahip çıktık
tarih yazdı bu tarih seni de yazacak bağıra bağıra utanmayacakmısın?
senin resmi kalbinde
Ben hep türk(!) kalacam...
ben hep doğru(!)..
işte bu yüzden hep yaralı(!)!!!
Ya sen?
K.Kentli... 11.09.2005-güney
ben malcolm x in türkçesi

Karardı defterler
Döndü tutunduğum kalemler siyaha
Ahım tuttu beni
Yıkıldım bu şehrin akşamlarına
Simsiyah bir nehir bağladım kirpiklerime
Simsiyah bir nehir…
Eman ver bana Ey iman ettiğime iman eden
Ey emniyetin gülümsemesi
Ey kalb-ul emin
Ben bir hamileyim
Kalbim hamile
Zihnim hamile
Kelimelerim hamile
Nehir başlarında doğurup
Salmalı yavuz saraylara evlatlar
Nasıl olsa tanrıları kör
Elifimi okuyamazlar.
Ey elif!
Bütün elifler yan yana gelse eder mi dik bir telmih?
Oturanlar adına adıma kan tükürdüm
Elifler yazıtları okudum da
Hala parmak uçlarımda bir yangından arta kalan dağ sancıları…
Tırnak diplerimde …
bu kente Düşen İçkerya'nın karları…
Zararı yok ölümümün
Bir elif kararı inancım kaldı güneşin her doğuşuyla sabah olmuyor,anladım
Elifle sabah…
Sabahla inanç..
Elif ve inanç…
Yakarsam şayet bu şehirde yüreğimi
Savurursam küllerini patron sınıflara
Tekfir edersem şayet yayla villalarında tüten sofraları
Tekfir edersem şayet yayla villalarında tüten sofraları
Benim değil resmi tarihin yakasına yapışın ...
Filistinde ki acıyı alıp istiklalin göbeğine dikiyorsam
Somaliden başlayıp belediye başkanlarının suratında patlatıyorsam küfürlerimi
Değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir radikalizme puşimi bağlıyorsam
Göbeği açık dişiler ile insanlığı çalınmış kişiler arasında boşuna aramıyorum israili…
Ben Esmer bir ananın beyaz ama zenci oğlu
Ben milli öğütüm sisteminin ortalık yere kustuğu
Ben pkk teröründen(!) bile önce gelen tehlikenin yoldaşı
ben demokratların kafasını karıştıran denklem
ben Kemalistlerin canını sıkan ayrıntı
ben omurgasız hümanistlerin apandisti
ben ehlileştiremediğiniz
ben benzetemediğiniz
ben sistematize edemediğiniz malcolm x in türkçesi
adım elif lam mim
adresim Ortadoğunun tüm direnişleri..
HEY ŞAİR!!!UYUMA...

Yaşımın altında bir dünya
Bir halkı ikiye bölmüşler
Bir darbeyle çarpmışlar
Televoleyle toplamışlar
Sonuç:aynalarda asılı!!!
Aynalar:milli öğütüm sisteminin bir lise dağılışı...
Dikkat Dikkat!!
Kitlesel ölümler yaşanıyor ahlakistanda!
Arz-ı endamlar sokaklarda kardeş payı
Namusun patenti erkeklerde Erkekler namuslu(!)..
Hepsi ekmek kavgası telaşında...gibi’ler/
-“yalan”..
Ey! on iki ayda bir uğrayan insaniyet
Kontör yemek orucu bozar mı?
G/öz yaşlarımı biriktiriyorum; mek/ruh mu?
Şair müsveddelerinin yaşı ilerledikçe şiirleri de ilerlese
Yozlaşmanın trafiği böyle mi sıkışır edebiyatın s(it)esinde?
Yaş otuz beş Yolun yarısı eder
M/Adam yolun yarısını geçmiş
Hala ergenlik çağında...
Banyodan yeni çıkmış ıslak şiirleri
Söylesen: ukala olursun
Bir fil uykuya dalsa uyandırılır
Bir ŞAİR asla!!
Bir deve çökse kaldırılır
Bir ŞAİR asla
Hey şair!!!
Uyuma! Oturma!Susma!
kayıpkentli
18.08.2006 Saat: 16:30
Bir halkı ikiye bölmüşler
Bir darbeyle çarpmışlar
Televoleyle toplamışlar
Sonuç:aynalarda asılı!!!
Aynalar:milli öğütüm sisteminin bir lise dağılışı...
Dikkat Dikkat!!
Kitlesel ölümler yaşanıyor ahlakistanda!
Arz-ı endamlar sokaklarda kardeş payı
Namusun patenti erkeklerde Erkekler namuslu(!)..
Hepsi ekmek kavgası telaşında...gibi’ler/
-“yalan”..
Ey! on iki ayda bir uğrayan insaniyet
Kontör yemek orucu bozar mı?
G/öz yaşlarımı biriktiriyorum; mek/ruh mu?
Şair müsveddelerinin yaşı ilerledikçe şiirleri de ilerlese
Yozlaşmanın trafiği böyle mi sıkışır edebiyatın s(it)esinde?
Yaş otuz beş Yolun yarısı eder
M/Adam yolun yarısını geçmiş
Hala ergenlik çağında...
Banyodan yeni çıkmış ıslak şiirleri
Söylesen: ukala olursun
Bir fil uykuya dalsa uyandırılır
Bir ŞAİR asla!!
Bir deve çökse kaldırılır
Bir ŞAİR asla
Hey şair!!!
Uyuma! Oturma!Susma!
kayıpkentli
18.08.2006 Saat: 16:30
çevresindeki ZALİM (dost/akraba/eş)leri UNUTAMAYANLARA...

Sevdiklerimizi değil
Affedemediklerimizi unutamayız...
İyilikler kötülükler kadar iz bırakmaz
Bu yüzden dönüp dönüp hatırladıklarımız kimlerdir?
Bir insanı unutmak istemiyorsan
Onu Affetme
İnsan yanıbaşındaki sevdiğini gömer; çoğu zaman ölmeden
Düşmanlarıysa ölü de olsa yaşar durur kendisiyle...
Kin bir köpek kadar sadıktır bilinçaltımıza
Bundandır sözün açılması, hep unutulmayandan
Hatıralar: en çok yenildiğimiz insandır
Kime yenildiysek: Kahramanımız
Kimi yendiysek: Efendisiyiz...
En büyük yenilgi: İnsanın kendisine yenilgisi
En büyün zafer: İnsanın kendisini yenmesi...
Kendisini sevmesini öğrenemeyen dengesiz bir tutkuyla bağlanır karşısındakine
Kendini başkasında aramak: bir aşkın köpekleşmesi...
Kötü bir maziden kurtulmanın tek yolu:
Kendini bağışlamak ve ileriye güvenle bakmak...
Acı mazini
ve karanlık yüzleri unutmak istemiyorsan:
Affetme...
Kayıpkentli
17.02.2009
Fatih-İstanbul
Affedemediklerimizi unutamayız...
İyilikler kötülükler kadar iz bırakmaz
Bu yüzden dönüp dönüp hatırladıklarımız kimlerdir?
Bir insanı unutmak istemiyorsan
Onu Affetme
İnsan yanıbaşındaki sevdiğini gömer; çoğu zaman ölmeden
Düşmanlarıysa ölü de olsa yaşar durur kendisiyle...
Kin bir köpek kadar sadıktır bilinçaltımıza
Bundandır sözün açılması, hep unutulmayandan
Hatıralar: en çok yenildiğimiz insandır
Kime yenildiysek: Kahramanımız
Kimi yendiysek: Efendisiyiz...
En büyük yenilgi: İnsanın kendisine yenilgisi
En büyün zafer: İnsanın kendisini yenmesi...
Kendisini sevmesini öğrenemeyen dengesiz bir tutkuyla bağlanır karşısındakine
Kendini başkasında aramak: bir aşkın köpekleşmesi...
Kötü bir maziden kurtulmanın tek yolu:
Kendini bağışlamak ve ileriye güvenle bakmak...
Acı mazini
ve karanlık yüzleri unutmak istemiyorsan:
Affetme...
Kayıpkentli
17.02.2009
Fatih-İstanbul
HARUNÎ OKUMALAR

gümüşten kuruntular biriktiriyorum kirpik koylarımda
Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor
harunî okuyor geceleri ruhum,
iyileşeyim diye dört makamdan
geçmişimden gürültüler devriliyor bana ne yapacağımı öğretme
kendi dilimin üzerine tökezledim
kanımdan siliyorum yüzümün sana açık öğretilerini...
daha çok usanç diliyorum kendime
daha kuskun bir sözyüzü...
kendimi işitiyorum babamın önünde
toprağından avuçları dökülen yaşlı bir kadına dönüyorum
kendime ezberlettiğim ilk akidem:Benden başka ben yoktur
.
eziyetlerin dilinden sarı bir ülke öğürdüm
gözlerimi mavi siy/Âhlarla oyduğum arka odalarda
beni dışarılara çağıran yalan tebliğlere diz kapaklarımda ve tarak kemiklerimde
kirletilmeye hazır bir heyecan bağışlarken
ekmek dediler...sustum
kül yoğurduğum gecelerde
avuçlarıma soktuğum koynumun kanayan nurunu
sağdım çürüyen dirseklerime
ve dudaklarımı kesip unuttuğum raf diplerine
binlerce kez sayıkladım...
olmuyor...olmuyor...olmuyor
yüzümün damarlarına kıvrılıp ağladığım geceleri
aynaların terkettiği aslım
bana öykünen tarihe göç etti...
benden uzaklarda "dön" dedim dünyaya
ayak diplerimde çenemi dayadığım dizlerim
bedenimi ters giyip
saçlarımdan nehirlere verdim bin ömür
parmak uçlarıma gömdüm
seni...beni...herşeyi...
harunî okuyan ruhumla...
dönmeyen dilim...
sıkışan göğsüm...
ve kopuk ellerle gittiğimi söylerlerse
inan onlara...
KAYIPKENTLİ ...
Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor
harunî okuyor geceleri ruhum,
iyileşeyim diye dört makamdan
geçmişimden gürültüler devriliyor bana ne yapacağımı öğretme
kendi dilimin üzerine tökezledim
kanımdan siliyorum yüzümün sana açık öğretilerini...
daha çok usanç diliyorum kendime
daha kuskun bir sözyüzü...
kendimi işitiyorum babamın önünde
toprağından avuçları dökülen yaşlı bir kadına dönüyorum
kendime ezberlettiğim ilk akidem:Benden başka ben yoktur
.
eziyetlerin dilinden sarı bir ülke öğürdüm
gözlerimi mavi siy/Âhlarla oyduğum arka odalarda
beni dışarılara çağıran yalan tebliğlere diz kapaklarımda ve tarak kemiklerimde
kirletilmeye hazır bir heyecan bağışlarken
ekmek dediler...sustum
kül yoğurduğum gecelerde
avuçlarıma soktuğum koynumun kanayan nurunu
sağdım çürüyen dirseklerime
ve dudaklarımı kesip unuttuğum raf diplerine
binlerce kez sayıkladım...
olmuyor...olmuyor...olmuyor
yüzümün damarlarına kıvrılıp ağladığım geceleri
aynaların terkettiği aslım
bana öykünen tarihe göç etti...
benden uzaklarda "dön" dedim dünyaya
ayak diplerimde çenemi dayadığım dizlerim
bedenimi ters giyip
saçlarımdan nehirlere verdim bin ömür
parmak uçlarıma gömdüm
seni...beni...herşeyi...
harunî okuyan ruhumla...
dönmeyen dilim...
sıkışan göğsüm...
ve kopuk ellerle gittiğimi söylerlerse
inan onlara...
KAYIPKENTLİ ...
ALLAH BİZİ GÖZETLİYOR YARIŞMASI..
Islı gecelerde...
Kollarımı annem buluyorum sarılıyorum kendimi
Ke/derimden ç/ürüdü iyimser yanlarım
Kıy/a/meti bekleyenler kampına baş` vurdum
Kayıt bedeli istediler el altından...
Şairzedelerce aşağılanan bir İbrahim Sadri oldum ardından...
Buzdolabını ayağımla kapattığım için...
"Yalnızken burnu kurdalamak bile şiirdir" savunması sundum diye
atıldım okulumun üstü başı toz çocukluğundan...!
Milli Öğütüm Sisteminin müfredatında
Gelecek vaat eden "yobaz adayı" oldum hep!!
Kimse bilmedi
F tipi tecriti
atıldığım en arka sıralarda
Nurcuların kolejinde tanıdım, ilk...
Devlet okullarında
Okul aile birliğinin el birliğince aşağıladığı anneme anlatamadım!!
İnadına hep sarışın... İnadına hep ağır makyajlı kadınların
arasında başörtülü bir karanlıktı...(k)!
Yalan söylemek için inançlı olmamak gerekmediğini
oportünist dünyalarına takkiye takviye eden
cennet adaylarından öğrendiğimde
Fatih`in İstanbulla evlendiği yaştaydım..
.
Bekâr odalarında resmi tarihin
yalanlarıyla müşerref olurken
Yazarların, kitaplarına yanlış başlıklar attıklarını haykırdım
"Yalan söyleyen tarih" utanmıyordu işte...
Bizi arkadan vuran Araplar(?)`a tecavüz eden Amerika`ya hizmet eden BBG evlerine SMS yollayan bir halkın "ABG yarışması*"ndan aynı hazzı duymadıklarında anlamıştım:
................Lozan zafer miydi?
Hezimet miydi?
................. Cola Turka nın,
Coca cola nın Türkçesi olduğunu anlatamadım
ülkemin Amerika`yı lanetleyen duyarlı insanına(!)
! Misyonerlerin ziyaret ettiği kadar komşularını ziyaret etmeyen vatanperverler olarak!
Aç yatan komşularız; doysakta doymasakta...
Ve hepimiz biz deniz!
...Hz. Muhammet hariç!!!
Büyüdüm!
Sılah-i rahimlerde sadece dedikodu paylaşıldığı memleketimden uzaklarda..
Büyüdüm;
öyle kırık dökük...
Hasta olduğu zaman oruçlar tuttuğum...
Mektuplarını abdestsiz okumadığım...
Kaçıncı vedalaşmalarımızı otogar soğukluklarında düşerken
Güney`in tarihine...
Otobüsün camlarıyla beraber ağlayan...
selpakçı çocuklardan dua istediğimiz sevgili`m.....de
gülümseyen yüzünü bende unuttu bir telaş..
...dönmemek üzere ölüler ülkesine gitti!
Okullarını hayallerine terkeden
Başörtülü kızlarımızın diri taklidi yaptığı ülkemde...
Tesettüre girmek istiyorum!!! Aldanarak büyümekten
Rektörlerce kovulurum belki bu sayede..
Evlat edinildim;
tam da ölmek üzereyken acımdan yaşlı bir akrep ve kör bir yelkovan tarafından.
İnsanın kaybettiği en büyük ilmi verdiler bana
zikrime ram oldum gözyaşlarımdan ördüğüm rahlemde...
ve;sevdiklerime söyleyecek tek sözüm kaldı şimdi:
tik
.tak
..tik
...tak
....tik
.....tak
......tik
.......tak
........tik
.........tak!!
k.KENTLİ
GÜNEY
21.09.2005
*:Allah bizi gözetliyor yarışması!
Kollarımı annem buluyorum sarılıyorum kendimi
Ke/derimden ç/ürüdü iyimser yanlarım
Kıy/a/meti bekleyenler kampına baş` vurdum
Kayıt bedeli istediler el altından...
Şairzedelerce aşağılanan bir İbrahim Sadri oldum ardından...
Buzdolabını ayağımla kapattığım için...
"Yalnızken burnu kurdalamak bile şiirdir" savunması sundum diye
atıldım okulumun üstü başı toz çocukluğundan...!
Milli Öğütüm Sisteminin müfredatında
Gelecek vaat eden "yobaz adayı" oldum hep!!
Kimse bilmedi
F tipi tecriti
atıldığım en arka sıralarda
Nurcuların kolejinde tanıdım, ilk...
Devlet okullarında
Okul aile birliğinin el birliğince aşağıladığı anneme anlatamadım!!
İnadına hep sarışın... İnadına hep ağır makyajlı kadınların
arasında başörtülü bir karanlıktı...(k)!
Yalan söylemek için inançlı olmamak gerekmediğini
oportünist dünyalarına takkiye takviye eden
cennet adaylarından öğrendiğimde
Fatih`in İstanbulla evlendiği yaştaydım..
.
Bekâr odalarında resmi tarihin
yalanlarıyla müşerref olurken
Yazarların, kitaplarına yanlış başlıklar attıklarını haykırdım
"Yalan söyleyen tarih" utanmıyordu işte...
Bizi arkadan vuran Araplar(?)`a tecavüz eden Amerika`ya hizmet eden BBG evlerine SMS yollayan bir halkın "ABG yarışması*"ndan aynı hazzı duymadıklarında anlamıştım:
................Lozan zafer miydi?
Hezimet miydi?
................. Cola Turka nın,
Coca cola nın Türkçesi olduğunu anlatamadım
ülkemin Amerika`yı lanetleyen duyarlı insanına(!)
! Misyonerlerin ziyaret ettiği kadar komşularını ziyaret etmeyen vatanperverler olarak!
Aç yatan komşularız; doysakta doymasakta...
Ve hepimiz biz deniz!
...Hz. Muhammet hariç!!!
Büyüdüm!
Sılah-i rahimlerde sadece dedikodu paylaşıldığı memleketimden uzaklarda..
Büyüdüm;
öyle kırık dökük...
Hasta olduğu zaman oruçlar tuttuğum...
Mektuplarını abdestsiz okumadığım...
Kaçıncı vedalaşmalarımızı otogar soğukluklarında düşerken
Güney`in tarihine...
Otobüsün camlarıyla beraber ağlayan...
selpakçı çocuklardan dua istediğimiz sevgili`m.....de
gülümseyen yüzünü bende unuttu bir telaş..
...dönmemek üzere ölüler ülkesine gitti!
Okullarını hayallerine terkeden
Başörtülü kızlarımızın diri taklidi yaptığı ülkemde...
Tesettüre girmek istiyorum!!! Aldanarak büyümekten
Rektörlerce kovulurum belki bu sayede..
Evlat edinildim;
tam da ölmek üzereyken acımdan yaşlı bir akrep ve kör bir yelkovan tarafından.
İnsanın kaybettiği en büyük ilmi verdiler bana
zikrime ram oldum gözyaşlarımdan ördüğüm rahlemde...
ve;sevdiklerime söyleyecek tek sözüm kaldı şimdi:
tik
.tak
..tik
...tak
....tik
.....tak
......tik
.......tak
........tik
.........tak!!
k.KENTLİ
GÜNEY
21.09.2005
*:Allah bizi gözetliyor yarışması!
SENDE KALSIN SEN YAŞA...
Ellerimi sana bırakıyorumSavaş var ellerimde
Sen durdur…
Gözlerimi sana bırakıyorum
İstasyonlar boşalıyor bakışlarıma
Gördüklerim kirli ve bulanık
kalbinin hicabında yırtık dünyamı
sen ört…
yüreğimi sana bırakıyorum
saçlarımı sana bırakıyorum
yılları sana bırakıyorum
cenazeler çağının bu yaşam telaşında
tüm mavilerimin alnından
sen öp…
kavgamı sana bırakıyorum
en çok da sana sana beni bırakıyorum
dünyanın en ağır ayrılığı İnananların ki
yine de bağlandım sana bin dört yüz yılın her mevsimi
içim Filistin
bakışlarım KAFKASYA
ruhumdaki tüm eziyetleri al da
yetim bulup büyüttüğüm bu çocuk kalbim
sende kalsın
sen yaşa…
Kayıpkentli
29 TEMMUZ 2007
Güney....17:12
RADİKAL DEJENER(E)YLEMCİLER!!!

Ah Şairler....
Sözün neresinden tutsa toz kaldıran adamlar...
Şair şiir şuur ruh , şair şiir şuur ruh, şair şiir şuur ruh
...diye sayıklıyorum depozitosu ödenmemiş akşamlarda
şiir yazmayayım diye ıslık çalsam
karanlıklar kapılarıma doluşacak ben işte ben...
duvarlarına ha bire resimler asan bir ayna,
"Yaşasın Kudüs", "Kudüs davamızdır", "haydi eyleme"
yeni msn adresleri ve yeni aşklar hepinize selam....
yaşasın uzun saçlar,kenarı cepli pantolonlar
köşeli cümleler, radikal sloganlar
Teeekfiiiiiiir, KÜLLÜ HUM KÜFFAR!
Teeeekfiiiiir, KÜLLÜ HUM KÜFFAR!
Teeeeekfiiiir, KÜLLÜ HUM KÜFFAR!
Ülkemde her dört kişiden birine düşen İstanbul
Ve Anadolu, ah annelerin vefakar yüzü
kapı önlerinin ve akrabalar arasının dedi:kodusu
ikinizi de seviyorum
her ne kadar barınamasa da emek ve samimiyet sokaklarınızda...
beni bırak,
şaşkın şaşkın dolaşmak istiyorum
Kur'an'ın vadilerinde
çok bilmiş piyasa alimlerinin arasında....
nefes alırım belki müteşabbihlerin gölgesinde
arkamdan atıp tuttum uzun uzun
Bir numara büyük tuttum seneye de kullanırım diye
tuttuğum altın oldu hacım, altın acılar var şimdi ellerimde
buda benim bana ayrılırken hediyem olsun
Duygu yok birkere, içerikte dağılmış
Dışarısıysa tehlikeli kalbine erken dönmelisin
Ağlayanlar anlayamazlar
Tefsir show tecrübeleriyle sabittir
maun suresi nasıl okunur dört çarpı dört bir cip içerisinde?
işte öyle bir tutarsızlık gibiyim, anla(ma) beni hacım...
haram kılınmış müzik aletleri gibi(!) duruyor yüzümde bakışlarım
karşıdan karşıya geçen dikkatsiz bir yaya sesim
kimim ben, nerden geliyorum, nereye gidiyorum
kimiz biz nerden geliyoruz nereye gidiyoruz?
el cevab: geldiğin yer kadar insansın gittiğin yer kadar adam...
dokunma bana iyiyim ben..
.desem de inan- ...ma bana!
KAYIPKENTLİ-
10.08.2008 ....20.09
FATİH-İST....
SANA SÖYLEDİM AZİZİM; DEDİM Kİ

("Bana söyle Azizim; deki:"şiirine cevaben yazılmıştır....)
SANA SÖYLEDİM AZİZİM; DEDİM Kİ:
Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya destursuz girdim
Hurdaya ayrılmış bir kalbin kırıklarını japonla yapıştırken
Şimdi yatmam ve dinlenmem lazım, içime açılmam için
Sana söyledim azizim;dedim ki :
Gözlerinin içime damladığı yerler varya,
işte onlar sarkıyor ruhumun tahtasından
Fakir üniversite öğrencilerinin mutfağından akan güneşe
yaralarımın izlerini dökerken
Asfalt çiçeklerinin gökgürültüsü kokan kulaklarında can çekiştim
Sana söyledim azizim; dedim ki:
Sürüyü vurursam çoban darmadağın olacak
Aynı ülkenin birbirine yapışık iki uzak kenti gibi dudaklarımız
Bir asit yağmurunun ortasında intiharın eşiğindedir saçlarımız
Sana söyledim azizim; dedim ki:
Şahmeranın ağzından kaçırdığım bir sazdır kahır
İsa'nın yatağında huzurla son nefesini veremezken zaman
Sana söylemedim azizim
demedim bir sıfır yenik başladık diye savaşlara...
ESAd...
16 temmuz 08.
...İZMİT
BANA SÖYLE AZİZİM; DEKİ:
Onların nişanesi; Alınlarına gömdükleri hüzünleridir
Sen onları şiirlerinden tanırsın
Uzak, uzun,
Çarşamba sabahları
Perşembe sabahları
Ve Cuma sabahları…
Secdelerimde kazdığım telaşların alnında
Ruhumu dövüyorum
Bana söyle azizim; deki:
En büyük öfkelerin altında derin sevgilerin yattığını...
Kim bizden gittiyse en çok kendini bıraktığını…
Bana söyle azizim; deki:
En karanlık ayrılıkların temelinde ihmallerden mazeretlerin
Savunmalardan sessizliklerin olduğunu…
Bana söyle azizim; deki
Sabahın dörtlerinde kendimiz(d)e(n) ne istiyorsak
Kalabalıklara onu taşıdığımızı...
İnsanların konuşmasını öğrendikçe sustuğunu...
Allah'tan Ki en çok korkanlar alimler ise
En derin susuşların elif,lam ve mim...
Bana söyle azizim; deki
Son şiirlerini İstanbul'da yazmış bir hüznün
Balat'ta kirası ödenmemiş, bir sabah ezanı kavşağında
Çığlık çığlık ızdıraplarımın üstüne patlayan martı çığlıklarında
Bakışlarıma sardığım puşimin
Ve alnıma gömdüğüm melâlîmin Fi Zilal'inde anladım:
Biz başkaları için yaşadığımız zaman
Kendimiz için dolu dolu bir hayat yaşarmışız
Başkalarının hayatlarına iyilikler taşıdıkça ancak;
Kendi hayatımıza ihsanlar alırmışız.
Bana söyle azizim; deki
Kimle ayrılmışsa yollarımız
İsa'nın bir tefsiri vardır orda
Onlar bırak seni öldürdüklerini sansınlar
Nerden bilecekler ki
Kimin kendi çarmıhında
yüceltiği odasında, masasında, kitaplarında ve kaleminde
evirdiğini, ruhunu Beytullah'a…
Bana söyle azizim; deki:
Ama çığlık çığlık de
Bak burasını haykırarak söyle:
Onların nişanesi
Alınlarına gömdükleri hüzünleridir
Sen onları şiirlerinden tanırsın
"şiirlerimi bana bağ(ış)la Rabbim
Beni şiirlerime bağ(ış)la Rabbim"
KAYIPKENTLİ
BALAT-İSTANBUL
10-TEMMUZ-2008
05:30
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)